ABD Başkanı Donald Trump’ın, Gazze Şeridi’ni ABD kontrolüne alarak bölgeyi “Orta Doğu’nun Rivierası”na dönüştürme ve yaklaşık 2 milyon Filistinliyi komşu ülkelere yerleştirme önerisi, uluslararası arenada geniş çaplı tepkilere yol açtı. Bu plan, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi ve bölgenin demografik yapısının radikal bir şekilde değiştirilmesi anlamına geldiğinden, birçok ülke ve kuruluş tarafından “etnik temizlik” olarak nitelendirildi.
Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi önde gelen Arap ülkeleri, Trump’ın planını sert bir şekilde reddetti. Bu ülkeler, Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesinin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ve bölgenin istikrarını tehdit ettiğini vurguladılar. Özellikle Ürdün Kralı II. Abdullah, böyle bir nüfus transferinin ülkesinin iç güvenliğini bozabileceğini belirtti. Mısır ise, Gazze’deki Filistinlilerin kendi topraklarına yerleştirilmesi fikrine karşı çıkarak, bu tür planların bölgesel dengeleri altüst edebileceğini ifade etti. Suudi Arabistan, Filistinlilerin haklarının korunması gerektiğini ve bu tür tek taraflı adımların barış çabalarına zarar vereceğini dile getirdi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, insanların zorla yerinden edilmesinin “etnik temizlik” ile eşdeğer olduğunu belirterek, Trump’ın planına karşı çıktı. Avrupa Birliği de, Gazze’nin gelecekteki Filistin devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bu tür planların iki devletli çözüm perspektifini zedelediğini ifade etti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise, bu tür popülist açıklamaların bölgedeki gerginliği artırdığını ve sorunun çözümüne katkı sağlamadığını dile getirdi.
Trump’ın Gazze’yle ilgili son planı, 2020 yılında açıkladığı “Yüzyılın Anlaşması” olarak bilinen Orta Doğu barış planıyla benzerlikler taşıyor. O dönemde de Kudüs’ün bölünmemiş bir şekilde İsrail’in başkenti olarak tanınması ve Filistinlilerin geri dönüş hakkının reddedilmesi gibi maddeler, uluslararası toplum tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Ancak, son planın Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini içermesi, önceki politikalardan daha radikal ve insan hakları ihlallerine açık bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
Bu tür bir planın hayata geçirilmesi, bölgedeki gerilimi artırma potansiyeline sahiptir. Zorla yerinden edilme süreci, Filistinli direniş gruplarının daha da radikalleşmesine yol açabilir ve İsrail ile Filistin arasındaki çatışmaları daha da şiddetlendirebilir. Ayrıca, komşu ülkelerde mülteci krizlerinin derinleşmesi, bu ülkelerde ekonomik ve siyasi istikrarsızlığa neden olabilir. Gazze, yalnızca Filistin için değil, aynı zamanda Arap dünyası ve uluslararası hukuk açısından da stratejik bir öneme sahiptir. Trump’ın bu planı, yalnızca bölgesel dinamikleri değil, küresel siyaset dengelerini de etkileyebilir. Özellikle Batı dünyasında, ABD’nin Ortadoğu politikalarına yönelik eleştirileri artırarak, Washington’un uluslararası alandaki güvenilirliğini zedeleyebilir.
Trump’ın Gazze planı, bölgedeki mevcut hassas dengeleri daha da sarsabilecek nitelikte. Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesi, sadece uluslararası hukukun ihlali değil, aynı zamanda bölgedeki barış ve istikrar çabalarına da büyük bir darbe vurabilir. Arap dünyasının ve uluslararası toplumun geniş çaplı tepkileri, bu planın uygulanabilirliğini ciddi şekilde sorgulatıyor. Böylesi bir adımın, Ortadoğu’da yeni çatışmalara ve uzun vadeli istikrarsızlıklara yol açma potansiyeli oldukça yüksek.
Kaynakça:
• https://www.theguardian.com/commentisfree/2025/feb/17/gaza-donald-trump-arab-states-middle-east
• https://tr.euronews.com/2025/02/12/arap-dunyasi-trumpin-gazze-planinin-ortadogunun-istikrarsizligini-korukleyecegi-konusunda-