Çanakkale Deniz Savaşları’na kadar dünyanın yenilmez armadası olan Kraliyet Deniz Kuvvetleri, önünde ülke ismi Britanya olmaksızın dünyada sadece deniz kuvvetleri ismiyle anılan tek donanmadır. Bu terim, ilk olarak 1660 yılında Kral II. Charles döneminde kullanılmaya başlanmıştır.
1500 yıllık Britanya resmi tarihinin son 500 yılı, İngilizler için parlak bir denizcilik tarihidir. Portekiz, İspanya ve sonrasında Hollanda’nın 15.yüzyıl’da başlattıkları kolonyalist emperyalizmi, küresel kapitalist emperyalizme taşıyan Britanyalılar oldu. Portekiz ve İspanya’nın Katolik dogmatik fikirlerine karşı, 17.yy sonrası Royal Society (Bilimler Akademisi)’ni kurup, İngiliz Protestan inancının yanına bilim ve aklı koyarak, denizlerde sürekli büyüdüler.
Kraliyet Donamasının uzak denizlerde bayrak göstermesi 18. Yüzyıl’ın ilk yarısında başlamıştır. 1805 Trafalgar (Fransız-İspanyol ortak donanmasına karşı) ve 1815 WATERLOO zaferinden sonra Kraliyet donanması, Kuzey Amerika’dan Doğu Hint adalarına, neredeyse tüm dünya denizlerinde hüküm sürmeye başlamıştır. Bununla birlikte, dünyanın en büyük deniz gücü sayesinde ( 19. Yüzyılda 400’e yakın çeşitli tonajlarda savaş gemilerine sahiplerdi) Güneş Batmayan İmparatorluk sıfatını almıştır. 28 milyon kilometrekare yüzölçümüne, 372 milyon nüfusa sahip bir imparatorluk gücüne sahip olmuşlardır.
Bu durum 1890 yılında ABD ekonomisinin Britanya ekonomisini geçmesiyle son buldu. 1871’de Almanya’nın birliğini tamamlaması, II. Sanayi Devrimi’nin Almanya’yı hızla denizcileştirmesi İngiltere’nin denizlerdeki hegemonyasının sona yaklaştığının habercisiydi. Almanya’nın denizlerdeki ve savaş teknolojisindeki bu hızlı yükselişini, I. Dünya Savaşı’nda Fransa ve Rusya ile ittifak yaparak durdurmaya çalışan İngiltere, bunu ancak ABD’nin savaşa girmesiyle başarabildi. Bu durum İngiltere’nin dünya hegemonyasını Amerika’ya bıraktığı anlamına geliyordu.
Büyük Britanya’nın güçlü finans yapısının, üretim gücünün ve ham maddelere erişim yeteneğinin kendisine verdiği özgüven, II. Dünya Savaşı’yla birlikte büyük ölçüde sarsıldı. 1940 yazında Dunkirk hezimeti, 1942 başında Singapur’da 80 bin İngiliz askerinin Japonlara esir olması ve adanın Alman Deniz Kuvvetleriyle kuşatılması sebebiyle tarih tekrar etti ve bu durumdan İngilizleri yine verdikleri bir takım imtiyazlar sonucu ABD kurtardı.
1949’da NATO’nun kurulmasıyla Britanya kendisine ait tüm deniz alanlarında kontrolü tekrar sağladı. Bu hâkimiyet 1956 senesinde ABD’nin onayı olmadan Fransa ve İsrail ile beraber Süveyş Kanalı bölgesine saldırmasına kadar devam etti. Bu İngilizlere pahalıya mal oldu. Savaş İngiltere’nin daimi sorumluluk alanlarındaki tüm yetkilerinin geri çekilmesine sebep oldu. İngiltere artık ABD ile aynı seviyede deniz gücü olma iddiasını tamamen yitirmişti. İngiltere’nin denizlerdeki sayısal hâkimiyeti ekonomik ve siyasi sebeplerle giderek zayıflattı. 1800’lerin başında dünyanın en büyük donanması konumunda olan Büyük Britanya, günümüzde kendi anakarasını güçlükle savunacak kadar deniz gücüne sahip duruma düştü.
İki Almanya’nın birleşmesi AB Güvenlik ve Savunma Politikası içinde Fransa ile Almanya’nın liderliği, 21. Yy’da AB’nin Asya ile işbirliği geliştirmesi giderek eski gücünü kaybeden İngiltere için ABD ile işbirliğini kaçınılmaz hale getirmişti. İngiltere’nin AB’den ayrılması (31 Ocak 2020, BREXIT) bu çerçevede okunması gereken bir karardı. Neticede İngiliz elitleri AB’den her yönüyle ayrılıp zaten savunmada tamamen bağımlı oldukları ABD ile bütünleşmeyi tercih ettiler. Bugün, Rusya-Çin karşısında Atlantik sisteminin mücadelesinde ABD’nin yanında Britanya’yı en ön saflarda görüyoruz. Bu Anglosakson ikili için Kuzey denizi üzerinden adaya baskı uygulayabilecek Rusya ile Almanya’nın yakınlaşması kabul edilemez.
2008 ekonomik krizi, İngiltere’yi o kadar etkiledi ki Fransız donanmasının bile gerisinde kaldı. İngiltere’nin Amerika ile Irak- Libya ve Suriye müdahaleleri sonrası sınırsız yakınlaşmaları Almanya ve Fransa’nın ortak savunma işbirliği antlaşması imzalamalarına sebep oldu. 2021 yılında AUKUS adı altında ABD ile kurulan ittifak, kendi anakarasını savunmakta zorlanan Kraliyet Donanmasının, Çin’e karşı Uzak Asya’da görevlendirilmesi son derece ağır ekonomik durumdaki ülkenin içinde bulunduğu karmaşık durumu anlatmak için yeterlidir.
Çin’in 2000’ler sonrası askeri ve ekonomik olarak büyümesi; Kuşak ve Yol ile Asya ve Avrupa’da etkinliğini arttırması; Rusya’nın 2000’ler sonrası toparlanarak askeri açıdan öne çıkması ve 2022’de başlayan Ukrayna savaşında ABD ve NATO karşısında geri adım atmaması, ABD ve ayrılmaz jeopolitik ortağı Britanya’da ciddi yalpalanmalara neden olmaya devam ediyor.
Güvenliğini neredeyse tamamen ABD ile karşılamaya çalışan Britanya, boyunu ve yeteneğini aşan bir şekilde Rusya ile düşmanlıklarını artırmaya devam ediyor. Kendi donanmasını ekonomik sebeplerle küçülten İngiltere, benzer sebeplerle deniz kuvvetlerini neredeyse yarıya indiren ABD’ye güvenmekte ne kadar haklı çıkacak önümüzdeki süreçte görülecektir. Yeni seçilen ABD yönetiminin Britanya’yı son derece küçük düşüren aşağılayıcı yorum ve deklarasyonlarının bir nedeni de, yüzyıllar boyu dünya denizlerine hâkimiyet kurmuş İngiliz donanmasının düştüğü bu durumdur.
Kaynakça:
Cem GÜRDENİZ “Kraliyet Donanmasının Önlenemez Gerilemesi” 26 Ocak 2025 VeryansınTV.