Uluslararası İlişkiler disiplinin bir alt alanı olan diplomasi araştırmaları diplomasiyi bugün, çeşitli kollara ayırmıştır. İkili ve çok taraflı diplomasi yanında, iktisat diplomasisi, insani diplomasi, savunma ve güvenlik diplomasisi, kültür diplomasisi, sağlık diplomasisi, mülteci diplomasisi gibi birçok alan diplomasinin alt konuları olarak ele alınmaktadırlar. Bu konulardan iktisat diplomasisi ön plana çıkmış bulunmaktadır. Küreselleşmenin gelişmesi çok taraflı ekonomik diplomasiye önem kazandırmıştır. İktisadi diplomasinin hedefi, diplomatik mahareti kullanmak suretiyle bir ülkenin iktisadi, siyasal ve stratejik amaçlarına ulaşmasını sağlamaktır.İktisat diplomasisi, uluslararası ekonomik ilişkilerle ilgili siyaset ve sorunlara dair karar verme süreci ile bu konulardaki görüşmeleri içerir.Ayrıca, iktisat diplomasisi ticari imkanlardan yararlanarak stratejik dış politika amaçlarını dengelemeyi de kapsar.Yumuşak güç ile ekonomi diplomasisi, bir ülkenin etkin dış politika izlemesi için iki önemli anahtar niteliğindedir. Büyük devletler, ekonomik diplomasinin uygulanmasına öncelik vermişlerdir. Özetle, geniş anlamda iktisat diplomasisi devletin iktisadi çıkarlarını yüceltmek amacıyla yürütülen diplomatik etkinlik şeklinde tarif edilebilir.İktisat diplomasisinin bir ülkenin iktisadi, siyasal ve stratejik amaçlarına ulaşmayı sağlayan bir araç olarak kullanılması için barış en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluslararası politikada barışın hüküm sürmesi ekonomik diplomasinin etkinliği için en önemli şarttır. Atatürk, barışfikrini Türk Diplomasisinin esası haline getirmek suretiyle, ekonominin Yeni Türkiye’nin kalkınması için vazgeçilmez bir unsur olduğunu ortaya koymuştur. Nitekim, barış, istikrar ve huzuru ilk amaç olarak öngörmüştür. Yeni Millî Türk Devleti’ni modern ve Batı’nın bir üyesi olarak inşa etmek isteyen Atatürk, iktisat diplomasisini de Türkiye’nin bu amaca varması için en iyi şekilde kullanmaya çalışmıştır. Gerçekten, Millî Mücadele Dönemi’nde de barış arayışını hiçbir zaman terk etmeyen Atatürk, bu amaçla gerçekçi bir yaklaşımla bu konuya eğilmiş, tam bağımsızlık ve Misakımillî ilkeleri ışığında barışı aramış ve savaşı en son başvurulabilecek bir araç olarak kullanmıştır.Türkiye Cumhuriyeti, istikrarlı, barışçı ve Batı’ya yönelik dış politikayı uygulamıştır. Bu şekilde, Atatürk’ün izlediği barış diplomasisi devam ettirilmiştir. Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) başkanı olarak, TBMM’nin birinci dönem dördüncü yasama yılının açılış nutkunda “barış döneminde yapmak zorunda olduğumuz şeyler pek çoktur. Milletimizin ve ülkemizin kalkınması ve zenginleşmesi, halkımızın eğitilmesi ve modernleştirilmesi ve sağlık sorunlarının çözümlenmesi için kesin ve ciddi bir program içinde ilk barış günlerinden başlayarak bütün ulusun uyum içinde çalışmasını sağlamak ilk ve önde gelen görev olacaktır.” demiştir.Atatürk bu nutkunda, Yeni Türkiye’nin kalkınması ve zenginleşmesine değinirken, ülkemizin kalkınması çerçevesinde iktisadi aracın en iyi şekilde kullanılmasını ve iktisat diplomasinin de bu amaç için ihmal edilmemesi gerektiğini düşündüğünü anlıyoruz.
KAYNAKÇA:chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2024/06/Ataturk-ve-Iktisat-Diplomasisi.pdf